Yıllardır süregelen zayıflık trendinin aksine uzmanlar, çok düşük vücut yağ oranının bağışıklık sistemini zayıflatarak organ fonksiyonlarını bozabileceği uyarısında bulunuyor. Son araştırmalar, yağın miktarından çok vücuttaki dağılımının önemli olduğunu gösterirken, karın bölgesindeki iç organ yağlanmasının beyin sağlığını doğrudan tehdit ettiği belirtiliyor.
Beslenme yoluyla alınan yağlar ve vücudun ihtiyaç fazlası enerjiyi depoladığı vücut yağı olmak üzere iki farklı yağ türü bulunuyor. Tüketilen yiyeceklerdeki karbonhidrat, protein ve yağlar vücudun kullanabileceği yapı taşlarına ayrılırken, harcanandan fazla kalori alındığında yağ hücreleri bu besinleri lipit olarak depolayarak büyüyor. Ancak güncel tıp verileri, vücut yağının yalnızca pasif bir depo olmadığını, vücut fonksiyonlarını düzenlemede aktif rol oynadığını gösteriyor.
“Yağ hücreleri iletişim ağını yönetiyor”
Yağ hücreleri tarafından salgılanan leptin hormonu, beyne vücutta yeterli enerji deposu bulunduğunu bildirerek üreme ve bağışıklık gibi temel biyolojik süreçlerin yürütülmesini sağlıyor. Vücut yağı kritik seviyenin altına düştüğünde ise beyin, enerjinin yetersiz olduğunu varsayarak hayati olmayan fonksiyonları yavaşlatıyor. Ayrıca beyaz yağ fazla enerjiyi depolayıp yalıtım görevi görürken; kahverengi ve bej yağ hücreleri enerji yakarak vücut ısısının korunmasına yardımcı oluyor.
Yağ yetersizliği bağışıklığı zayıflatıyor, kemik yapımını durduruyor
Vücut yağının çok düşük seviyelere inmesi, organ ve vücut fonksiyonlarının bozulmasına neden oluyor. Vücudun enerji rezervi kalmadığında kas dokuları parçalanmaya başlıyor ve bağışıklık sistemi zayıflıyor. Kadın sporcularda adet döngüsünün durması, erkeklerde ise testosteron seviyelerinin düşmesi gibi hormonal bozukluklar ortaya çıkabiliyor.
Oxford Üniversitesi Metabolik Tıp Uzmanı Prof. Dr. Fredrik Karpe, yağ yetersizliğinde kemik yapımının durduğunu ve kırık riskinin arttığını vurgulayarak, “Bu durum ciddi acil tıbbi krizlerde vücudu savunmasız bırakıyor” değerlendirmesinde bulundu.
‘Obezite paradoksu’
Araştırmalar, orta ve ileri yaşlarda fazla kilolu olmanın kritik hastalık süreçlerinde hayatta kalma olasılığını artırdığı “obezite paradoksu” kavramına işaret ediyor. Obez bireylerin kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riski daha yüksek olsa da, yağ rezervlerinin vücudun kalp rahatsızlıkları ve felç gibi akut hastalıklara karşı dayanmasını sağlaması nedeniyle, bu hastalıklardan ölüm oranlarının daha zayıf bireylere göre daha düşük olduğu görülüyor.
İdeal yağ oranı ne olmalı?
Uzmanlar, hedef alınacak evrensel bir vücut yağ yüzdesi bulunmadığını, bu oranın cinsiyet, etnik köken ve genetiğe göre değiştiğini belirtiyor. Genel kılavuzlara göre, sağlıklı yetişkin erkeklerin vücut yağ oranı yüzde 10-20, sağlıklı yetişkin kadınların ise yüzde 20-29 aralığında kabul ediliyor. Yüzde 30’un üzerindeki oranlar ise obezite olarak değerlendiriliyor.
Ancak bilim insanları, yağın miktarından ziyade nerede depolandığının daha kritik olduğuna dikkati çekiyor. Deri altı yağı nispeten zararsız kabul edilirken, karın bölgesindeki iç organları saran viseral yağın; yüksek tansiyon, insülin direnci ve tip 2 diyabet riskini artıran iltihap yapıcı kimyasallar salgıladığı belirtiliyor.
İç organ yağlanması beyin sağlığını tehdit ediyor
Nature Mental Health dergisinde yayımlanan ve 18 binden fazla kişinin beyin taramalarının incelendiği araştırmaya göre, beynin yaşlanma hızını belirleyen ana etken toplam kilo değil, yağın biriktiği bölge. Kol, bacak veya gövdedeki yağların beyne doğrudan zarar vermediği; ancak karın bölgesindeki iç organ yağlarının beyindeki beyaz maddeye hasar verdiği tespit edildi. Uzmanlar, organ çevresi yağların ürettiği iltihabın hücreler arası iletişimi bozduğunu belirterek demans gibi zihinsel hastalıkları önlemede bu yağların azaltılmasının gerekliliğini vurguluyor.
Yağ oranı nasıl ölçülür?
Vücut yağ miktarını ölçmek için kullanılan deri kıvrımı testi ve akıllı tartılar gibi ev tipi yöntemlerin, iç organ yağını doğrudan ölçemediği ve vücuttaki sıvı miktarına bağlı olarak yanıltıcı sonuçlar verebildiği ifade ediliyor. En kesin sonuçların ise kas ve kemik kütlesini ayırabilen tıbbi tam vücut taramalarıyla elde edildiği belirtiliyor.
( ALINTI hthayat.haberturk.com/vucut-yaginizi-neden-sevmelisiniz-1088… )